Büyük Taklid Merci'i Sayın Seyyid Ali Hüseyni Sistani’nin Bürosunun Resmi İnternet SitesiHaberlerhttp://www.sistani.org/Arşiv » Merceiyet Makamının İmam-ı Zaman’ın Gaybet Döneminde Müminlere Tavsiyeleri<div> <div> <div> <div> <p class="l"><br>Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla<br>Yüce Merceiyet Makamı Ayetullah Sistani’nin Bürosu<br>Allah’ın selamı rahmet ve bereketleri üzerinize olsun<br>Şaban ayının ortası ve Hz. Mehdi’nin kutlu doğum gününün arifesinde bu hayırlı münasebetle Yüce Merceiyet Makamının, o hazretin gaybeti döneminde Ehlibeyt takipçilerinin ne gibi sorumlulukları olduğunu beyan buyurmasını istirham ediyoruz.</p> <p class="c"><br><br>Yüce Allah’ın Adıyla</p> <p><br>Tüm müminlerin – Yüce Allah onları aziz kılsın – vazifesi şu gerçeği daima zihinlerinde canlı tutmalarıdır ki Hazreti Mehdi (a.s) noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah tarafından onların üzerine atanmış asrın imamıdır; ancak ilahi hikmet, zuhuruna izin verileceği zamana kadar gözlerden gizli kalmasını gerekli kılmıştır.<br>Binaenaleyh müminlere vacip olan; o hazreti tanımanın, ona inanmanın ve ona sevgi beslemenin yanı sıra o hazreti çokça anmalarıdır. Müminler gizlide ve kendi oturumlarında o hazret için dua etmekten gafil olmamalıdırlar. Hz. Mehdi ve babalarının (a.s) isimlerini canlı tutan ve zalimlerin onlara yaptığı zulümleri hatırlatan merasimlere gerekli ihtimamı göstermelidirler.<br>O hazretin gaybet döneminde her tarafa yayılmış olan zulüm ve kötülükleri müşahede etmekten ne kadar üzüldüğünü, dindeki sapkınlıkları ıslah etmek ve Allah’ın kulları arasında adaleti uygulamak için zuhura ne kadar çok özlem duyduğunu sürekli hatırlamalıdırlar.<br>Müminler o hazretin kendilerine özel teveccühte bulunduğunu bilmeli, onlara baba ve annelerinden daha şefkatli olduğunu, durum ve ahvallerinin o hazret için son derece önemli olduğunu, onlara dua ve inayette bulunma sözünü verdiğini unutmamalıdırlar. Müminlere yakışan, hacetlerinin gerçekleşmesi ve sıkıntılarının bertaraf olması için o hazretin makamına tevessül etmeleridir.<br>O hazretin teşrif edeceği anı her an beklemelidirler; onun zuhuruyla kendilerine ve tüm ümmete ulaşacak kurtuluş için dua etmelidirler. Basiret, yakin ve itaat ile kendilerini zuhura hazırlamalıdırlar.<br>O hazrete itaat edip rızasını kazanmak, ona karşı gelmekten ve hoşnutsuzluğundan sakınmak için çok çalışmalıdırlar. Zira o hazrete itaat Allah’a itaattir ve hoşnutluğu Yüce Allah’ın rızasına eşdeğerdir. Nitekim ona itaatsizlik ve onun hoşnutsuzluğu, Allah’a karşı gelmektir, Allah’ın hoşnutsuzluğu sayılmaktadır.<br>O hazrete itaat, Yüce Allah’ın Peygamberine (s.a.a) ve masum imamlara buyurduğu iman merhalelerini korumakla; doğru inancı, şer’i vazifeleri öğrenmek ve onlara amel etmekle olur. Bu yüce şahsiyetler tarafından gelen desturlar esasına göre nefislerini günahlardan arındırmak ve ahlaki erdemlerle bezemekle, onların öğütlerini kabul edip yollarını sürdürmekle olur.<br>Her mümin davranışı, ahlakı ve karakteriyle onlar için ziynet olmalıdır, onlara utanç vesilesi olmamalıdır. Dolayısıyla herkes bu yüce dinin öğretilerine uymakla yükümlüdür. Genel olarak farzları yerine getirmek, günahları ve kötü davranışları terk etmek, beğenilen ahlaki erdemlerle bezenmek, nezaketli olmak, başkalarını incitmekten kaçınmak, güzel sözlü olmak, mustazafların, fakirlerin, yetimlerin ve düşkünlerin elinden tutmak, anne-babaya iyilikte bulunmak, akrabalık bağlarını riayet etmek gibi Yüce Allah’ın, Peygamberinin (s.a.a) ve İmamın (a.s) hoşnutluğuna vesile olan, dünya ve ahiret saadetini temin eden işlere yönelmelidirler.<br>Gaybet döneminde müminler aralarında hâkim olan sevgi esasına göre birbirlerine iyilik ve takvada yardım etmelidirler, hakkı ve sabrı birbirlerine tavsiye etmelidirler, ayrılık ve tefrikadan, birbirlerine kin gütmekten kaçınmalıdırlar.<br>Yüce Allah’ın, yaşantılarına genişlik verdiği zenginler, şer’i haklarını ödemenin yanı sıra ortaya çıkan zaruri durumlarda ve iyilik ilkelerinin gerektirdiği hallerde fakirlere, ihtiyaç sahiplerine, mustazaflara ve düşkünlere yardım etmelidirler. Zira her kim o hazretin dostlarından birine yardım ederse o hazretin şahsına yardım etmiş gibi olur. Çünkü onların hepsi o hazretin iyalidir/ailesidir. Ancak Yüce Allah’ın iradesi, o hazretin bilinmeyen bir zamana kadar gaybette kalması yönünde tecelli etmiştir.<span dir="ltr"><span><br></span></span></p> <div> </div> </div> <div> Herkesin vazifesi, o hazretin gaybeti döneminde ortaya çıkan saptırıcı şüphelere ve yıkıcı fitnelere düşmekten kaçınmaktır. Bunların en kötüsü, insanların inançlarını gevşeten ve onları dindarlıktan veya velayet dairesinden saptıran şüphelerdir.</div> </div> </div> </div> <div> <div> <div> <div> <p>Bunlardan biri, İmamın özel temsilciliği ve o hazretle sürekli irtibat halinde olduğu iddiasında bulunan, o hazretten birtakım özel talimatlar nakleden kimselerin tuzağına düşmektir. Bu tür kimseler Ehlibeyte müracaat eden Şiaların köklü inancını çalan haydutlardır. O hazretin gaybetinden bugüne kadar geçmiş olan on iki asırlık süreçte tüm müminlerin o hazretin yönlendirmesiyle esas aldığı ve her türlü kuşkudan uzak olan yöntem, daima bu mezhebin dinamizmini sağlamıştır. O hazret dostlarını ve takipçilerini dini alanda şüphelerle karşılaştıklarında ilmi merhaleleri dikkate alarak adil ve takva sahibi fakihlere yönlendirmiştir. O fakihler ki hidayet önderleri olan Ehlibeyt imamlarının öğretileriyle hidayet bulmuş müçtehitlerdir. Herkes üzerinde Allah’ın hücceti olan o hazret, bu vasıflara haiz olan fakihleri halk üzerinde kendisinin hücceti saymıştır.<br>Yıkıcı bidatlerden biri de halkı, imamlara (a.s) isnat edilen her konuya davet etmek, din adına rahatlıkla görüş vermektir. Bunun neticesi, dini metinlerde tahlil kapasitesinden yoksun ve gerekli ihtisasa sahip olmayan kimselerin, gerçek manada bilgili ve dini sahada uzman olan, ilmine amel eden âlimlerin yerini almasıdır.<br>Tahribata yol açan bidatlerden biri de ortaya atılan birtakım şüphelerle dinin temel ilkelerini ve onun sabit konularını inkâr etmektir. Dinin emirlerine amel etmek kendisine ağır gelen birinin bunları inkâr etme veya bunları sorgulayarak şüphe yaratmaya hakkı yoktur. Zira itaatsizlik eden kimse sadece bir günah işlemektedir. Ancak dinin emrini inkâra kalkışan veya onda şüphe icat etmeye çalışan kimse iki günah işlemiştir.<br>O hazretin zuhurunun vaktine ilişkin vakit tayin etme veya buna benzer kuruntulardan – kim tarafından dillendirilmiş olursa olsun – kaçınmalıdırlar. Zira bu konuda ciddi şekilde yasak getirilmiş, böyle bir iddiada bulunanların “yalancı” oldukları vurgulanmıştır. Tarihte de bu tür kuruntulara dair çeşitli deneyimler yaşanmış, bunların ne kadar içi boş ve yanlış oldukları gün yüzüne çıkmıştır.<br>Müminler şunu iyi bilmelidir ki o hazreti beklemek için bu nüktelere riayet etmek, imamın huzurunu derk etmek, onun buyruğu altına girmek ve ona yardım etmek isteyenlerin sadakatinin delilidir. Her kim bu konuda sadakatli davranırsa hatta Allah kendi mukadderatı gereği eğer ona imamın huzurunu idraki nasip etmese bile o hazreti idrak edenlerle, onun emrine uyanlarla ve ona yardım edenlerle haşredecek, onların mükafatlarından onu da nasiplendirecektir. İşte asıl büyük kurtuluş budur.<br>Allah’ım! Biz senden İslam ve ehline izzet bağışlayacağın, nifak ve ehlini zelil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz. Öyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve yoluna kılavuzluk edenlerden kılasın, onun vesilesiyle dünya ve ahiret yüceliğini bize ihsan edesin.<br>Allah’ım! Veli kuluna, Hüccet b. Hasan’a köklü, tam ve tertemiz bir rahmetle, özel dostlarından birine edeceğin en faziletli rahmetle rahmet eyle! Allah’ım! Yeryüzünü ona itaatle boyun eğdireceğin ve orada kendisini uzun süre yararlandıracağın güne kadar hep onun dostu, kılavuzu, koruyucusu ve yardımcısı ol.<br>Onun şefkatini, rahmetini, duasını ve hayrını bize bağışla; böylece bizler bu vesileyle senin geniş rahmetine ve katından olan kurtuluşa kavuşalım. Doğrusu senin her şeye gücün yeter.</p> <p class="c"><br>Ayetullah Sistani’nin Bürosu – Necef-i Eşref</p> </div> </div> </div> </div>http://www.sistani.org/turkish/archive/26551/Arşiv » Ayetullah Sistani’nin Necef Eşref’teki ofisi bugün (Cumartesi), yüksek Şii otoritesinin dünya Katolik lideri Papa Francis ile görüşmesine ilişkin bir açıklama yayınladı.<p>Bu dönemde insanlığın karşı karşıya olduğu büyük zorlukların ve bunların üstesinden gelmek için Yüce Allah’a imanın ve yüksek ahlaki değerlere bağlılığın rolü konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.</p> <p>Bu bildirinin metninde şöyle gelmiştir:</p> <p>Ayetullah Sistani bu sabah (Cumartesi) Katolik Kilisesi’nden Papa Francis ve Vatikan Hükümeti başkanı ile bir araya geldi.</p> <p>Bu toplantıda, insanlığın bu dönemde karşılaştığı büyük zorluklar ve bunların üstesinden gelmek için Yüce Allah’a iman ve yüksek ahlaki değerlere bağlılığın rolü hakkında konuşuldu.</p> <p>Ayetullah Sistani bu toplantıda adaletsizlik, zulüm, yoksulluk, dini ve entelektüel zulüm, temel özgürlüklerin bastırılması ve farklı ülkelerin muzdarip olduğu sosyal adalet eksikliği, özellikle savaşlar ve şiddet eylemleri, ekonomik kuşatma, yerinden edilme ve bölgemizin milletleri, özellikle Filistin milletinin işgal edilen topraklardaki mücadelesi hakkında konuştu.</p> <p>Ayetullah Sisitani, büyük dini ve ruhani liderlerin felaketlerin önlenmesinde oynamaları gereken role işaret ederek, ilgili tarafları – özellikle büyük güçleri – akıl ve hikmet yönünde hareket etmeleri için ikna etmelerinin beklendiğini kaydetti. Savaş dilini bir kenara bırakarak, kişisel çıkarları ulusların onur ve özgürlük içinde yaşama haklarını ihlal etmemeleri, dayanışma ve barış içinde bir arada yaşama ve insan dayanışması değerlerini güçlendirme çabalarının iki katına çıkarmaları için teşvik etmelerinin gereğine vurgu yaparak farklı dinlerin ve düşünce eğilimlerinin takipçileri arasında hakların riayetinin ve karşılıklı saygının temel alınmasının gerektiğini söyledi.</p> <p>Ayrıca Ayetullah Sistani Irak’ın konumuna ve görkemli tarihine ve çeşitli taifelerin iyi özelliklerine değindi ve yakın bir zamanda mevcut trajediyi arkada bırakacaklarını ümit ettiğini ve Hristiyan vatandaşların da diğer Iraklılar gibi güvenlik ve barış içinde yaşamalarına ve anayasa esasınca tüm haklarından yararlanmalarına oldukça önem verdiğini vurguladı. Yine dini rehberlik ve merceiyetin onlara ve sayir gruplara yaptığı desteğin son yıllarda, özellikle teröristlerin Irak’ın birkaç vilayetinin geniş alanlarını işgal ettikleri ve utanç verici cinayetler işledikleri dönemdeki rolüne işaret etti.</p> <p>Sonunda Papa, Katolik Kilisesi’nin takipçileri ve tüm insanlık için dua etti ve Papa’ya bu yolculuk için Necef-i Eşref gezisinden dolayı katlandığı zahmetler için teşekkür etti.</p> <p class="c">21 Recep 1442 Hicri<br>6 Mart 2021 Miladi<br>Ayetullah Sistani'nin Necef Bürosu</p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26512/Arşiv » Ayetullah Uzma Sistani, korona döneminde düzenlenecek İmam Hüseyin’in (a.s) matem merasimleri hakkında sorulan soruya cevap verdi.<p>Bu konudaki soru ve cevabı şu şekildedir:</p> <p>Değerli taklit mercii Ayetulah Sistani,</p> <p>Selamun aleyküm verahmetullahi ve berekatuh</p> <p>Muharrem ayının yaklaşması ve Kerbela faciasının yıldönümünün girmesi ile birlikte korona salgınının devam etmesi ve yetkililerin özellikle kapalı alanlarda büyük toplantılar düzenlemekten sakınılması hususundaki vurguları dikkate alındığında, müminlerden bir çoğu geleneksel matem merasimlerinin düzenlenmesinden yanalar. Bu bakımdan Seyyidü’ş-Şüheda, ailesi ve yaranına yakışır bir matem merasimi düzenleme hususunda soru soruyorlar. Bu konuda gerekli açıklamaları yapar mısınız? Çok teşekkür ederiz.</p> <p> </p> <p>Bismillahirrahmanirrahim</p> <p>Selam olsun Hüseyin’e ve Hüseyin’in evlatlarına ve Hüseyin’in ashabına ve rahmetullahi ve berekatuh</p> <p>Bu acı münasebette gam ve üzüntü için, değerli Peyagmber (s.a.a) ve o hazretin pak ailesinin İslam ve Müslümanlara varmış olan bu büyük musibette acısını paylaşmak için muhtelif yollar vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:</p> <p>İmam Hüseyin’in (a.s) matem merasimlerinin televizyon kanalları ve sanal alem yoluyla canlı olarak yayınlanmasını ciddi şekilde artırmak; bunun için dini ve kültürel merkez ve kurumların seçkin hatipler ve güçlü meddahlar ile koordine ederek müminleri evlerinde ve onun gibi yerlerde konuşma ve mersiye programlarını dinleyip istifade etmeye teşvik etmeleri uygun olacaktır.<br />Gece veya gündüzün belli saatlerinde ev toplantıları düzenlemek; şöyle ki bu programlara sadece ev halkı ve onlarla gelişi gidişi olan kimseler katılmalı ve uydu kanalları veya sanal alemde canlı yayınlanan programlardan olsa dahi bu matem programlarını dinlesinler.<br />Ama umumi toplantılara gelince, tüm sağlık protokollerine tam olarak uyulmalıdır; şu manada ki katılımcılar arasında sosyal mesafe gözetilmeli, Korona virüsünün yayılmasını engelleyen sağlık maskeleri ve diğer gereçler kullanılmalıdır.</p> <p>Aynı şekilde katılımcıların sayısı konusunda yetkili makamların belirlediği kurallara uyulmalıdır. Elbette bu konu, merasimlerin kapalı veya açık alanlarda düzenlenmesine ve muhtelif şehirlerde vürüsün yayılma miktarına bağlı olarak değişmektedir.</p> <p>Aşuraya ait sembollerinin geniş bir şekilde dağıtılması, bayrakların ve siyah bezlerin meydanlarda, sokaklarda, caddelerde ve diğer umumi alanlarda özel mal ve mülkiyet gibi şeylere dokunmadan ve ükle kanunlarına uyarak dalgalandırılması. Elbette bu sembollerde İmam Hüseyin’in (a.s) büyük ıslahcı hareketinde söylediği sözlerinden bir bölümünün getirilmesi ve Kerbela faciası çerçevesinde söylenmiş başyapıt şiir ve metinlerin yazılması uygun olacaktır.<br />Bu münasebet dolayısıyla geleneksel olarak verilecek yiyeceklerin üretim ve dağıtımında gerekli sağlık kurallarının gözetilmesi zaruridir. Bu konulara uyulması dağıtım sırasında kalabalığı önlemek için sadece kuru yemek hazırlanması ve müminlerin evine dağıtılması ile yetinilmesini gerektirse bile böyle yapılmalıdır.</p> <p>Allah, herkese bu önemli münasebeti ihya ve cennet gençlerinin efendisinin matemini yapma yolunda var olan şartlar altında başarılar versin. Hiç şüphesiz ki Allah başarının velisidir.</p> <p> </p> <p>30 Temmuz 2020</p> <p>Ayetullah Siaitani’nin Bürosu</p> <p>Necef-i Eşref</p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26456/Arşiv » Korona Salgınından Ölenlerin Cenaze Hükümlerine Dair Önemli Açıklamalar<p><span class="b">SORU</span>:</p> <p class="c"><br /><span class="b">Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla</span><br /><span class="b">Büyük Taklit Mercii Ayetullah Sistani'nin Bürosu</span></p> <p><span class="b">Allah'ın selam, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun</span><br /><span class="b">Korona salgını sonucu hayatını kaybedenlerle ilgili aşağıdaki sorulara cevap verilmesini istirham ediyoruz</span>:<br /><br />1- Bu salgınla hayatını kaybeden kişiye diğer ölülerde olduğu gibi gusül vermek vacip midir yoksa teyemmüm yapılması yeterli midir?<br />Eğer yetkili merciler ona teyemmüm verilmesine müsaade etmezse; tıbbi koşullar cesedin kimyasal maddeler içeren bir torbaya konulmasını gerektiriyor ve bu torbanın definden önce açılmasını engelliyorsa ne yapmak gerekir?<br /><br />2- Ölen kişinin yedi uzvuna kafur ile hunut yapılması mümkün olmazsa; acaba hunut yerine yapılacak bir şey var mıdır?<br /><br />3- Acaba onun üç parça bezle kefenlenmesi vacip midir? Eğer yetkililer kefenlenmesi için cenazenin bulunduğu torbanın açılmasına izin vermezse ne yapılmalıdır?<br /><br />4- Bazı gayri müslim ülkelerde korona salgını ile ölenlerin cesetleri yakılmaktadır. Acaba bir müslümanın cenazesinin yakılmasına izin vermek caiz midir? Yoksa akrabalarının bunu önlemeye imkânı varsa yakılmasını engellemeleri vacip midir?<br /><br />5- Cenazenin tabut içinde ve tabutla birlikte toprağa gömülmesinin hükmü nedir? <br /><br />6- Uzmanların görüşüne göre korona salgını ile ölen kimsenin o bölgedeki alışıldık mezarlıklara defnedilmesi mümkündür. Dolayısıyla onun defni ile ilgili kabrin daha derin olması gibi istisnai uygulamalara gerek yoktur. Çünkü virüs canlı hücrelere tutunarak devamlılığını sürdürebilmektedir. Salgına yakalanmış kişinin ölümüyle virüs bir süreliğine ve birkaç saat onun vücudunda kalabilmektedir, virüs cesetten dışarı çıkamamakta ve sonra yok olmaktadır. Dolayısıyla cenazeyi naklederken virüsün bulaşmaması için eldivenler giyilmesi ve maskeler takılması gibi gerekli tıbbi önlemlerin alınması yeterlidir. Cenaze defnedildikten sonra artık virüsü başkasına bulaştırması korkusu kalmaz.<br />Bu bilgiler ışığında korona virüsü ile ölen birinin cenazesini - vasiyetine veya akrabalarının isteğine rağmen - şehirdeki umumi kabristanlığa defnedilmesini engellemenin ve onu diğer kabristanlardan da uzak bir yere defnetmenin hükmü nedir?<br />Cevaplarınızdan dolayı teşekkür ederiz.<br /><br /><span class="b">CEVAP</span>:<br /><br /></p> <p class="c"><span class="b">Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla</span></p> <p><br />1- Eğer gusül verilmesi sonucu hastalığın bulaşmasından korkulursa ve canlı birinin eldivenli eliyle de olsa teyemmüm edilmesi mümkünse bu şekilde teyemmüm edilmelidir. Eğer bu da mümkün olmazsa veya yetkililer buna engel olursa gusülsüz ve teyemmümsüz defnedilmelidir.<br /><br />2- Bu durumda hunut sakıt olur/kalkar ve onun yerine yapılacak birşey yoktur.<br /><br />3- Üç parça bezle kefenlenmesi vaciptir; hatta torbanın üzerinden de olsa kefenlenmelidir. Eğer üç parçanın tümüyle kefenlenmesi mümkün olmazsa bedenin tamamını kapsayan ve "izar" denilen tek parçayla sarılarak kefenlenir.<br /><br />4- Müslümanın cenazesinin yakılması caiz değildir. Akrabaları ve diğerleri buna engel olmalı, onun İslami şeriata uygun şekilde defnedilmesi konusunda ısrar etmelidirler.<br /><br />5- Bu caizdir. Ancak imkân dahilinde onun tabut içinde -toprağa konulduğunda olduğu gibi - yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ yanı üzerine uzatılması gerekir.<br /><br />6- Sorudaki duruma göre onun cenazesinin umumi mezarlıklara defnedilmesini önlemek caiz değildir. Yetkililerin de bu konuda kolaylık göstermeleri gerekir. Mutlak âlim Allah'tır.</p> <p class="c"><br /><br /><span class="b">3 Saban 1441 Hicri</span><br /><span class="b">Ayetullah Sistani'nin Bürosu- Necef-i Eşref</span><br /> </p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26409/Arşiv » Büyük Taklit Mercii Ayetullah Sistani'nin Ofisinden Korona Virüs Konusunda Önemli Açıklamalar<p>                                                                                         Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla</p> <p>                                                                                        Büyük Taklit Mercii Ayetullah Sistani'nin Bürosu</p> <p>                                                                                     Allah'ın selam, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun</p> <p>Korona virüsü dünyanın birçok ülkesinde hızla yayılmakta ve her geçen gün bu hastalığa yakalananların sayısı artmaktadır. Biz dini merceiyet makamının bu konudaki hassasiyetini - virüsün yayılmasını sınırlamak adına yetkili makamlar tarafından duyurulmuş önlemleri ciddiye almak gerektiği, dolayısıyla da hangi sebeple olursa olsun toplu etkinliklerden kaçınılması yönündeki yaklaşımını- biliyoruz.<br />Burada konuyla ilgili birkaç sorumuz olacaktır:</p> <p>1- Acaba - hastalığın bulaşması muhtemel olan - insanlarla tokalaşmak, kucaklaşmak, öpmek vb. temaslar kurmaktan kaçınılması gerekir mi? Acaba tıbbi maskeler gibi birtakım önlemler almaksızın insanların arasına karışmak caiz midir?</p> <p>2- Bu hastalığa yakalanmış veya üzerinde bu hastalığa yakalanmış olabileceğine dair bazı emareler olan kimsenin, bu durumdan habersiz olan insanların arasına çıkması caiz midir? Eğer bunu yapar ve hastalığı diğerlerine bulaştırırsa onlar karşısında ne gibi bir sorumluluğu olur?</p> <p>3- Virüsün yaygın olduğu bir ülkeden gelen veya orada bu virüse yakalanmış kişilerden bazılarıyla temas kurmuş kimsenin evde kendisini karantina altına alması veya bu hastalığa yakalanıp yakalanmadığından emin olmak için kendisini tıbbi kontrole sunması vacip midir?</p> <p>4- Acaba zekât ve humus gibi şer'i ödemelerin, bu hastalıkla mücadelede ihtiyaç duyulan eldiven, maske, dezenfektan ve diğer tıbbi malzemeler için kullanılması caiz midir?</p> <p>5- Bu kritik dönemde böylesine tehlikeli bir salgın karşısında müminlere ne gibi nasihatiniz vardır?</p> <p>                                                                                                                                                                                                 Müminlerden bir grup</p> <p>                                                                                                                Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla</p> <p>1- Temas veya insanların arasına katılmanın sonucunda hastalığın bulaşmasından ve böylece diğer insanların - ölüm olmasa dahi - ciddi anlamda zarar görmelerinden endişe ediliyorsa bundan kaçınmak gerekir.<br />Ancak hastalığın bulaşmayacağından emin olacak şekilde - dezenfektasyon, maske ve eldiven gibi - gerekli önlemleri alarak insanların arasına karışabilir. Eğer bu önlemleri almazsa ve korktuğu şey başına gelirse şer'en hiçbir mazereti olmaz.</p> <p>2- Başkalarına hastalığı bulaştırma ihtimali varsa onların arasına gitmemelidir. Eğer bunu yapar da durumunu bilmeyen birine bu hastalığı bulaştırırsa onun uğrayacağı zararı tazmin etmelidir ve bu hastalıkla ölmesi halinde diyetini ödemesi gerekir.</p> <p>3- Evet, bunu yapmalı ve konuyla ilgili yetkili mercilerin direktiflerini riayet etmelidir.</p> <p>4 - Zekâttan Allah yolunda verilmesi gerekeni ve humustan Sehm-i İmam kısmını şer'i kuralları riayet etmek suretiyle bu yolda kullanabilirler.</p> <p>5- Aziz müminlere şu tavsiyelerde bulunuyoruz:</p> <p>a) İzzet ve celâl sahibi Allah'a iltica edip bu belayı gidermesi için O'na yalvarmak, fakirlere sadaka vermek, yardıma muhtaç zayıf kimselere yardımcı olmak, Kur'an okumak, Peygamber ve Ehlibeyt'ten nakledilmiş duaları okumak gibi salih amelleri çoğaltmak...</p> <p>b) Korunma ve tedavi noktasında işin uzmanları tarafından önerilen bilimsel yöntemlerle bu salgına karşı hakettiği ölçüde temkinli davranırken asla korku ve paniğe kapılmamak.</p> <p>c) Bu virüsü hafife alanları tehlikeleri karşısında uyarmak; onları bu konuda uzman kişilerin direktiflerine uymaya teşvik etmek ve bu tedbirlere aykırı tutumdan kaçınmak</p> <p>d) İnsanların hareketini kısıtlayan bu durumdan mütevellit işini kaybetmiş ve zarara uğramış ailelere yardımcı olmak</p> <p>e) Hangi din ve mezhebe mensup olduğuna bakmaksızın bu hastalığa yakalanmış olanların durumunu riayet etmek, onların yükünü hafifletmek ve ihtiyaçlarını giderme konusunda yardımcı olmak.</p> <p>Allah bütün insanlardan her türlü kötülük ve belayı uzaklaştırsın.</p> <p>                                                                                                                                           27 Recep 1442 Hicri</p> <p>                                                                                                                         Ayetullah Seyyid Ali Sistani'nin Ofisi - Necef-i Eşref</p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26400/Arşiv » Ayetullah Sistani hazretlerinin ofisinden korona virüsüne yakalanmış hastalara hizmet sunan doktor ve hemşireleri takdir edici cevap<p>SORU:<br />Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla<br />Yüce Taklit Mercii Ayetullah Sistani'nin Bürosu<br />Allah'ın selam, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun<br />Son günlerde insanların korona virüsü ile ilgili içinde bulundukları durum zâtıâlinize gizli değildir. Malumunuz olduğu gibi hastaneler ve sağlık kuruluşlarındaki hekim ve hemşirelerden oluşan kadronun yanı sıra bu virüsün bulaştığı hastalarla gönüllü olarak ilgilenen insanlar ciddi şekilde kendi sağlıklarını tehlikeye atmakta, hatta belki de kendi canlarını feda etmektedirler. Çünkü her an için virüs onlara intikal edebilir. Acaba dini merceiyet makamının bu konudaki görüşü nedir?<br /><br />CEVAP:<br />Yüce Allah'ın Adıyla<br />Hastaları tedavi etmek, onları gözetim altında tutmak ve onlarla ilgili işlemlerin takibi, doktorlar, hemşireler ve diğerleri için vacib-i kifaidir. Ancak konuyla ilgili yetkililer de bu hastalığa onların yakalanmaması için gerekli tedbirleri almalıdır ve bu hususta en ufak kusur kabul edilemez.<br />Tüm sıkıntılara rağmen bu azizlerin çalışmaları gerçekten paha biçilmez ölçüde büyük ve kıymetlidir. Hatta onların yaptığı iş, ülke sınırlarını savunmak uğrunda çarpışan emniyet güçlerinin mücadelesi kadar önemlidir. Kesinlikle Yüce Allah, onların işine bu dünyada değer verdiği gibi ahirette de yaptıklarının mükâfatını verecektir. Hatta bu yolda canını feda etmiş kimseye, kıyamet gününde şehit sevabı ve şehit makamı verilmesi ümit edilmektedir.<br />Biz çok kıymetli insani çalışmalarından dolayı onları takdir ediyoruz ve her şeye kâdir olan Yüce Allah'tan, onları her türlü kötülükten korumasını niyaz ediyoruz. Hiç kuşkusuz Allah işiten ve icabet edendir.<br />21 Recep 1441<br />Ayetullah Sistani'nin<br />Necef Bürosu</p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26391/Arşiv » Ayetullah Sistani Bürosundan yetkili bir kaynak tarafından yapılan açıklama<p>Ayetullah Sistani Bürosundan yetkili bir kaynak tarafından yapılan açıklama:</p> <p>Hazreti Ağa dün gece sol bacağında burkulma sebebiyle kalçasında meydana gelen kırıklık sonucu Iraklı doktorlardan oluşan bir sağlık timinin müşahedesi altında bugün ameliyata alınacaktır. <br />Müminlerden Hazreti Ağa için dua etmelerini bekliyoruz.</p>http://www.sistani.org/turkish/archive/26384/Eserleri » *Özet Olarak İbadet Hükümleri/files-new/book-pdf/turkish-alwajiz.pdfhttp://www.sistani.org/turkish/book/26105/Sorular ve Cevaplar » Orucu kasten bozmanın keffareti nedir? Hamilelik yüzünden...<div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Orucu kasten bozmanın keffareti nedir? Hamilelik yüzünden oruç tutmamanın veya kaza orucunu geciktirmenin keffareti ne kadardır? Acaba keffaret olarak fakire direkt para vermek yeterli midir yoksa gıda maddesini alıp vermek mi gerekir?<div>1- Kasten orucu bozmanın keffaretinde her gün için 60 fakirden her birine 750 gram ekmek, buğday, makarna vb. gıdalardan verin. Onun dışındakilerin keffaretinde; mesela süt emziren kadın veya doğumu yaklaşmış hamile kadının oruçlarını bozmaları karşılığındaki keffaret ve bir sonraki Ramazan ayına kadar kaza orucunu tutmamış olan kimsenin keffareti her gün için bir fakire 750 gram ekmek, buğday, makarna vb. gıdalardan verilmesidir. 2- Keffaret konusunda onun parasını vermek yeterli değildir. Elbette parayı kendinizden taraf vekil edeceğiniz birine verip onunla gıda (750 gram buğday, ekmek, makarna vb) alarak fakire vermesini sağlayabilirsiniz. Aynı şekilde parayı direkt ihtiyaç sahibine vererek onu sizden vekil olmak suretiyle kendisine gıda maddeleri almasını sağlayabilirsiniz. Ancak tayin ettiğiniz vekil veya fakir, sizden taraf bu işi yapmadıkça boynunuzda yükümlülük kalır. Dolayısıyla bu konuda yakin etmek gerekir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26094/Sorular ve Cevaplar » Yeni teklif çağına ulaştığımda babam ve annem oruç...<div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Yeni teklif çağına ulaştığımda babam ve annem oruç tutmam gerektiğini söylüyorlardı. Ben, acıktığımda azıcık yemek yemenin oruca zararı olmayacağını düşünüyordum. Şimdi anladım ki o günlerde oruç tutmam gerekiyormuş. Acaba şu anda kaza etmenin yanı sıra üzerime keffaret de gelmiş midir?<div>Eğer şu anda o günlerde teklif kavramının tam olarak ne anlama geldiğini bilmediğiniz ihtimalini taşıyorsanız veya o günlerde yemek yemenin caiz olduğundan mutmain olduğunuz ihtimalini taşıyorsanız sadece kaza etmeniz yeterlidir ve kasten orucu bozmanın keffareti size vacip değildir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26093/Sorular ve Cevaplar » Ben geçen Ramazan ayı içinde istimna/mastürbasyon...<div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Ben geçen Ramazan ayı içinde istimna/mastürbasyon yapıyordum. Fakat o zaman güvenilir bir kişiden bu işin oruca zararı olmadığını duymuştum. Daha sonra ilmihal kitabında orucu bozan hususlardan birinin istimna olduğunu öğrendim. Acaba o şekilde tuttuğum oruçlarım batıl mıdır, değil midir?<div>Eğer biri orucu bozduğunu bilmediği halde istimna/mastürbasyon yaparsa ve bilgisizliğinde mazur olursa orucu sahihtir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26092/Sorular ve Cevaplar » Ben Ramazan ayında oruçlu olduğum halde istimna yapıyordum....<div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Ben Ramazan ayında oruçlu olduğum halde istimna yapıyordum. Acaba bu şekilde tuttuğum oruçlar batıl mıdır ve acaba keffaret ödemem gerekir mi?<div> Eğer biri orucu bozduğunu bilmediği halde istimna/mastürbasyon yaparsa ve bilgisizliğinde mazur olursa orucu sahihtir. Kendisinden meni gelmeyeceğinden mutmain olduğu halde kendisiyle oynar ve kastetmediği halde ondan meni çıkarsa orucu sahihtir. Eğer orucu batıl ettiğini bildiği halde istimna yaparsa ona kaza ile birlikte keffaret de vacip olur. Hükmü bilmeyen kişi eğer bilgisizliğinde mazur değilse; mesela bu işin orucu bozan hususlardan biri olabileceği ihtimalini taşıyorsa ihtiyatı vacip olarak kaza ve keffaret ona vacip olur. Ramazan ayının orucunu bozmanın keffareti, her gün için 60 fakirden her birine 750 gram buğday, un veya ekmek gibi gıda maddelerinden vermektir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26091/Sorular ve Cevaplar » Acaba oruçlu iken insandan meni çıkması onun orucunu...<div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Acaba oruçlu iken insandan meni çıkması onun orucunu bozar mı? Bu konuda uyanık olmakla uyku halinde olmak hükümde farklılığa yol açar mı?<div>Uyku halinde meni çıkması orucu bozmaz. Aynı şekilde uyanık olduğunda da meni çıkmayacağından mutmain olduğu ve hiçbir kastı olmaksızın ondan meni çıkarsa orucu bozmaz. Fakat meni çıkmayacağına dair mutmain olmazsa ve kendisinden meni çıkarsa orucu batıldır. Günün geri kalan kısmında ise orucu bozan hususlardan kaçınması vaciptir. Bunun orucu bozduğunu bilmesi halinde kaza ile birlikte keffaret de vacip olur. Hükmü bilmeme konusunda mazur olmayan ve orucu bozabileceği konusunda tereddütlü olan kimseye de ihtiyatı vacip olarak kaza ve keffaret gelir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26090/Sorular ve Cevaplar » Oruçlu iken eşimle seviştim ve ansızın benden meni çıktı. Acaba orucum batıl mı oldu? <div style="background-color:#ffd;color:maroon;">Oruçlu iken eşimle seviştim ve ansızın benden meni çıktı. Acaba orucum batıl mı oldu? <div>Eğer kendisinden mutmain olduğu halde ve hiçbir kastı olmaksızın meni çıkmışsa orucu sahihtir.http://www.sistani.org/turkish/qa/26089/