Büyük Taklid Merci'i Sayın Seyyid Ali Hüseyni Sistani’nin Bürosunun Resmi İnternet Sitesi

Eserleri » SADE BİR ANLATIMLA KADINLARA ÖZEL HÜKÜMLER

İSTİHAZE HAKKINDA BİR SÖYLEŞİ → ← Önsöz

HAYIZ HAKKINDA BİR SÖYLEŞİ

Bugün Kameri yıl hesabıyla dokuz yaşımı tamamladım. Buluğ ve teklif çağına ulaştım. Annem her zaman oturduğu yere oturdu ve sonra gülümseyerek bana baktı. Onun bakışından kafasını meşgul eden yeni bir konu olduğunu hissettim. Şöyle dedi: Bugün hayız hakkında seninle konuşmak istiyorum.
O günden önce hayızın ne demek olduğunu bilmiyordum. Gerçi onu daha önce duymuştum ama ne olduğunu bilmiyordum… Onu öğrenmek için özellikle bir şey merakımı kabarttı… Kadınlar aralarında konuşurken bu kelimeyi kısık sesle ve utanarak söylüyorlardı. Sanki bu kelimede utandırıcı bir mana saklıydı… Konunun hayız olduğunu duyunca gayri ihtiyari olarak ben de haya etmeye başladım. Utancımı kontrol edebilmek için kendi kendime sordum: Neden utanmalıyım? Bu soru defalarca aklımı meşgul etmiş ve beni bir hayli baskı altına almıştı.
Eğer hayız gerçekten utanılacak bir şeyse neden bugün annem onunla ilgili konuşmak istiyor? Sonra şunu hatırladım ki bizim konuşmalarımız genellikle şer’i hükümler hakkında olurdu. O haldehayız da diğer şer’i hükümler gibi bizim konuşmamızın konusu olabilir. Kur’an-ı Kerim’in, Yüce Peygamberimizin (s.a.a) ve masum imamlarımızın (a.s) üzerinde konuşmuş oldukları bir konuyu konuşmaktan niye utanalım ki? Hükümlerini tam olarak öğrenip uygulamamız veya başkalarına öğretmemiz gereken bir konu hakkında niye utanalım ki? Ben tam da bu düşüncelere dalıp gitmişken bir anda annemin sesini duydum. Şöyle diyordu:
Fatıma! Hayız kanının çıkması hayız olma sebebidir. Hayız, kadınların görmeye alıştıkları ve çok iyi tanıdıkları kandır. Genellikle düzenli olarak her ay kadınlardan bu kan çıkar. Bu kan, kırmızı veya siyaha çalan kırmızı renge sahiptir; çıktığında sıcak, basınçlı ve yakıcı olur.
Fatıma: Acaba hayız gören kadınların belli bir yaşı var mıdır?
Anne: Evet, hayız gören kadın kameri yıla göre dokuz yaşını tamamlamış olmalı[1], hayızdan kesilme yaşı olan kameri yıl hesabıyla altmış[2] yaşına da varmamış olmalıdır.
Fatıma: O halde bu kan 9 ile 60 yaşları arasında görülür.
Anne: Evet, bir kızın kameri (ay takvimi) yıl hesabıyla dokuz yaşını tamamlamadan önce (hatta bundan bir an önce dahi olsa) göreceği kan, hayız kanı değildir. Aynı şekilde bir kadının altmış yaşını tamamladıktan sonra göreceği kan, hayız kanı hükmünü taşımaz.
Fatıma: Hayız kanının çıkması kaç gün devam eder?
Anne: En az üç gün ve en fazla on gün devam eder.
Fatıma: Eğer üç günden az görünür, sonra kesilirse nasıl olacak?
Anne: Bu kan, hayız kanı değildir.
Fatıma: Eğer on günden fazla devam ederse nasıl olacak?
Anne: On gün görünen kanın ardından çıkan kan, hayız kanı değildir. Çünkü hayız on günden fazla sürmez.
Fatıma: Eğer kadın hayız günlerini geçirip temizlenirse; bir süre sonra (mesela dokuz gün temiz kaldıktan sonra) yeni bir kan görürse bunun hükmü nedir?
Anne: Gördüğü kan, hayız kanı değildir. Çünkü iki hayız dönemi arasındaki temiz kalma süresi on günden az olmamalıdır.
Fatıma: Kadın ne zaman kendisini hayız saymalıdır?
Anne: Eğer vakit yönünden adet sahibi ise o vakit geldiğinde ya da ondan bir veya iki gün gibi az bir süre önce göreceği kanı hayızdan saymalıdır.
Fatıma: Kadın nasıl vakit yönünden adet sahibi sayılır?
Anne: Eğer kadın art arda iki veya birkaç kameri ayın belirli gününde (mesela art arda iki kameri ayın yedinci gününde) kan görürse vakit yönünden adet sahibi sayılır.
Fatıma: Peki, eğer kadın, vakit yönünden adet sahibi değilse; mesela ilk defa adet gören bir kızsa ya da adet vakti belli olmayan (muztaribe) bir kadın ise kendisini ne zaman hayızlı saymalıdır?
Anne: Eğer aşağıdaki iki durumdan biri gerçekleşirse kendisini hayız saymalıdır:
1- Eğer kanda hayız kanına ait özellikler varsa; kızıl veya siyah renkte olması, sıcak olup basınçla ve yakıcı şekilde çıkması
2- Eğer kan çıkar ve kadın bu kanın üç gün veya daha fazla süreceğinden emin olursa
Fatıma: Eğer zikredilen durumlardan birine dayalı olarak kadın kendisini hayız saydığı için namazını kılmazsa; fakat üç gün geçmeden kanı kesilirse ve gördüğü kanın hayız olmadığını anlarsa vazifesi nedir?
Anne: O süre içinde kılmadığı namazların kazasını yerine getirmelidir.
Fatıma: Eğer kadının gördüğü kan, adet günlerini aşacak olursa; onuncu gün veya öncesinde kesilirse ne yapmalıdır?
Anne: Kan gördüğü günlerin tümünde – her ne kadar bazı günlerde gördüğü kan hayız kanındaki özellikleri taşımasa da – kendisini hayızlı sayacaktır.
Fatıma: Hayız görme zamanı ve sayısı belli olan bir kadının göreceği kan, on günü geçerse ne yapmalıdır?
Anne: O sadece aylık adet günlerini hayız saymalıdır; ondan öncesi veya sonrasını değil.
Fatıma: Hayız görme zamanı ve sayısı belli olan bir kadının adet günlerinde kan gelmezse; fakat adet vakti geçtikten sonra kan gelirse ve on günden fazla devam ederse; gelen kan bazen hayız kanındaki özellikleri taşırsa ve bazen de o özellikleri taşımazsa bu ikisinden hangisini hayızdan saymalıdır?[3]
Anne: Önce gördüğü kan – hayız özelliklerini taşıyan kan – hayızdır. Fakat hayız günlerinin sayısı konusunda sürekli olan adet günlerinin sayısını dikkate almalıdır. Dolayısıyla hayız özelliklerini taşıyan kan, adet günlerinin sayısından az olduğunda adet günlerinin sayısı tamamlanıncaya kadar hayızdır. Yani adet günlerinin sayısı tamamlanıncaya kadar hayız özelliği taşımayan ikinci kanı da hayızdan saymalı, böylece her zamanki adet sayısını tamamlamalıdır. Eğer hayız özelliği taşıyan kan, her zamanki adet sayısını geçerse, sadece adet sayısını hayızdan saymalıdır; gerisi hayız hükmünde değildir.
Fatıma: Eğer kanama on günden fazla devam ederse ve kadının zaman ve sayı olarak belli bir adeti yoksa; mesela ilk defa adet görmüşse (mübtedie) veya birkaç ay kan görmüş olmasına rağmen belli bir zaman ve sayıda karar kılmamışsa (muztaribe), hayız kanını nasıl teşhis edecektir?
Anne: Hayız kanını onun özelliklerini dikkate alarak tanıyacaktır. Eğer kendisinden gelen kan bir süre hayız özelliklerini taşırsa ve bu üç ila on gün arasında devam ederse onu hayızdan saymalıdır. Hayız özellikleri taşımayan kanı ise istihaze[4] kanı saymalıdır.
Fatıma:Kadın, hayız kanının kesildiği konusunda şüphe ederse; yani hayızdan temizlenip temizlenmediği konusunda şek ederse ne yapmalıdır?
Anne: Kendisini yoklamalıdır.
Fatıma: Kendisini nasıl yoklayacak?
Anne: Azıcık pamuğu avret yerine koymalı ve bir süre (yaklaşık on dakika) beklemelidir. Sonra pamuğu alıp bakar; eğer beyaz ise ve hiçbir leke yoksa temizlenmiş olduğunu anlar. Bu durumda gusül alıp namaz ve oruç gibi ibadetlerine başlamalıdır. Eğer pamuğun lekeli veya kana bulaşmış olduğunu görürse henüz hayızdan temizlenmemiş olduğunu anlar.
Fatıma: Eğer kız bakire olursa ve kendisini yoklayamazsa hayızdan temizlendiğini nasıl anlayacak?
Anne: Hayızdan tamamen temizlendiğine yakin etmedikçe kendisini hayız sayacaktır.
Fatıma: Hayız olduğunu anlayan bir kadın hangi işleri yapmalı ve hangi işlerden kaçınmalıdır?
Anne: Hayız kadının hükümleri şunlardan ibarettir:
1- Hayız kadının vacip veya sünnet namaz kılması sahih değildir. Hayız sebebiyle kılmadığı namazların kazası yoktur.
2- Hayız kadının oruç tutması sahih değildir. Fakat hayızlı olduğu günlerde tutamadığı Ramazan ayı oruçlarının kazasını tutması vaciptir. Aynı şekilde belli bir günü oruç tutmayı nezretmiş olursa sonra da hayız sebebiyle o günün orucunu tutamazsa [onun kazasını da yerine getirmelidir].
3- Hayızlı kadınla önden ilişkiye girmek haramdır. Fakat hayız kanı kesildikten [ve avret yeri yıkandıktan] sonra gusül etmemiş olsa bile onunla cinsel ilişki caizdir.
4- Hayız halindeki kadını boşamak batıldır. Elbette bu konuda ilmihal kitabında zikredilmiş bazı istisnai durumlar vardır.
5- Hayız halinde bedeninin bir yerini Kur’an yazısına veya [Yüce Allah’ın özel isim veya sıfatlarına] dokundurmak haramdır.
6- Mescid-i Haram veya Mescid-i Nebi’ye girmek, aynı şekilde başka camilerden birinde durmak veya onlara bir şey bırakmak hayızlı kadına haramdır.
7- Vacip secde ayetlerinden birini okumak hayızlı kadına haramdır[5].
8- Hayızlı kadının – vacip veya sünnet – tavaf yapması sahih değildir.
9- Hayız kanı kesildiğinde namaz için gusül almalıdır.

[1] Güneş yılı hesabıyla bu; takriben sekiz yıl, sekiz ay, yirmi gün olur.
[2] Güneş yılı hesabıyla bu; takriben elli sekiz yıl, seksen gün olur.
[3] Mesela: Bir kadının aylık adet zamanı ayın birinden yedinci gününe kadar olduğunu düşünelim. Bu kadın aylardan birinde ayın sekizinci gününde hayız kanındaki özellikleri taşıyan bir kan görür; birkaç gün sonra da kan istihaze kanındaki özellikleri taşırsa ve ayın yirmisine kadar devam ederse
[4] İstihaze kanının özellikleri ile ilgili söyleşi ileride gelecektir.
[5] Vacip secde ayetleri: Secde suresinin onbeşinci ayeti, Fussilet suresinin otuz yedinci ayeti, Necm suresinin altmış ikinci ayeti ve Alak suresinin on dokuzuncu ayeti.
İSTİHAZE HAKKINDA BİR SÖYLEŞİ → ← Önsöz
العربية فارسی اردو English Azərbaycan Türkçe Français